| Aşağıdaki
yazı dizisi Yelken Dünyası’nın Ocak ve Şubat 1986 sayılarında
yayınlanmıştır. Aradan geçen 16 yıla rağmen, bu analitik ve
tecrübeye dayalı yazının güncelliğinden hiçbir eksilme olmadığını
görüyorum. İster hazır bir tekne almayı düşünün ister kendi
teknenizi yaptırmayı/ yapmayı düşünün. Sormanız ve yanıtını
bulmanız gereken sorulardan en önemlileri aşağıda sıralı...Anketimizi
destekleyeceğini düşündüğümüz bu yazıyı, Sadun Boro’nun izniyle
camiaya tekrar kazandırmaktan dolayı son derece mutluyum.
Yusuf
Civelekoğlu, Mayıs 2002
NASIL BİR TEKNE ALAYIM?
Sadun BORO
Bir
seçim yaparken en önemli nokta, kendine göre, kendi ihtiyaç,
tecrübe, bilgi ve imkanlarına göre en elverişli olanı seçmektir.
İster
yeni hevesli olsun, ister tecrübeli; maddi imkanı ölçüsünde,
denize açılmayı düşünen her kimsenin karşılaşacağı ilk sorun,
"Nasıl bir tekne alayım?" olur. Onun için ilk mevzumuzu
tekne seçimine ayırdık.
Her
nedense, bu en mühim konu üzerinde, pek durulmaz, veya gereken
inceleme yapılmaz. Bilen, bilmeyen eşin dostun görüşüne göre
tekne yaptırılır veya alınır. Ekseriya, hissi davranılır.
Hakikatler kulak ardı edilir. Bunca yıldır, gördüğüm kadarı
ile, en fazla hata isabetli tekneyi seçmede yapılıyor.

Nice
emek ve uğraşlar neticesi, hayal edilen tekne denize iner.
Üç, beş gezinti sonunda ne yazık ki yıllardır kurulan düşler,
dümen suyundaki kabarcıklar gibi sönüp gider.. Ya, kafi deniz
ve yelken bilgisi olmayan bir kimse, koca armalı bir yelken
teknesi yaptırmıştır. Sıkı bir havada yelkenler basılıp ta,
küpeşte suya girince, çoluk çocuk feryadı basar, bet beniz
uçar... Ertesi yıl güzelim tekne satılır veya bir daha yelken
açmadan motorla dolaşılır. Ya da tekne yapılır, hakikaten
işinin ehli, doğru dürüst bir kaptan bulamaz onun bunun ellerinde
maskara olur, burnundan getirirler. Hele yaz sonu olup, lodoslar
başlayınca, içinde emniyetle barınacak bir liman bulmak,
en mühim sorun olur, adamın gece uykularını
kaçırır.
Bir
başka kimse, artık şehir hayatından usanmıştır. Kendini doğaya
atmak ister. Tekne yapılır, bu sefer hanım rahat etmez, hoşlanmaz,
deniz tutar... Çocuklar arkadaşlarından, muhitlerinden ayrılamaz.
Adamcağız kuş gibi ortada kalır.. Onları bırakıp gitse, bir
türlü, gitmese hepten yıkılır. Ve sonu gelmeyen daha nice
dertlerle karşı karşıya kalınır.
Bu
tip hatalara, yalnız, ilk defa tekne sahibi olanlar değil,
yıllarca denizde dolaşmış birçok kimse de, yeni tekne seçerken
düşebilir. Onun için bir seçim yaparken en mühim nokta, kendine
göre, kendi ihtiyaç, tecrübe, bilgi ve imkanlarına göre, en
elverişli olanı seçmektir.
NE
TİP BİR TEKNE?
Fazla
derine ve teknik ayrıntılara inmeden, dilimiz döndüğü, tecrübemiz
el verdiği nisbette, müstakbel tekne sahiplerine, belki bir
ışık tutabilir ümidi ile, bu mevzuya giriyoruz. Okyanus aşırı
uzun seyahatlere çıkacaklar, veya esas yarış gayesi ile tekne
yaptıran yelken meraklıları, nasıl olsa ne yaptırdıklarını
bildikleri için, konumuz haricinde kalırlar. Ayrıca, denizle
hiçbir ilgisi olmayıp, sırf zamanın modasına uymak ve gösteriş
için, veya "işinde yem" olarak kullanmak gayesi
ile tekne yaptıranlara, gayet tabii, bu satırların hiçbir
anlamı yoktur. Zaten onları okumaya da ihtiyaçları yoktur!
Gelelim
sadede. Şüphesiz ki tekne yaptırabilmek için en mühim sorun
maddi olanaktır. Kel melhemi bulsa, önce kendi başına süreceği
için, o hususu burada hiç tartışacak değiliz... Gayemiz eldeki
maddi imkana göre, en müsait tekne tipini seçebilmektir.
İŞTE
SORULARIMIZ
Aşağıda
sıralayacağımız sorulan, hissiyata kapılmadan, kendi kendinizi
kandırmadan, cevaplarsanız, zannedersem en az hatayı yapmış
olursunuz. Şöyle bir dökelim sorulan, ana hatlarıyla:
1-
Nasıl
bir tekne istiyoruz? Yelken-motor?
2-
Ne
büyüklükte ve tipte olacak?
Aile
durumu nedir, yani kaç kişiyle gezilecek?
Deniz
tecrübe ve bilginiz nedir? Kaptan alınacak mı?
3-
Nerede
kullanılacak, Marmara'da mı, Ege'de mi?
Yılda
ne kadar zaman kullanılacak?
4-
Ne
malzemeden yapılacak, ağaçsaç-fiberglas.
Her
ne kadar, bu soruların çoğu birbirine bağlı ise de, şimdi
bunları ayrı ayrı açalım:
1.
NASIL
BİR TEKNE İSTİYORUZ?
Bu
soruyu üç guruba ayırabiliriz
a- Esas
yelken, motor yardımcı
b-
Esas motor, yelken yardımcı
c- Sırf
motor
ESAS
YELKEN, MOTOR YARDIMCI
Denizlerde
yelkenle dolaşmak, motorla gezmeye nazaran, çok daha bilgi,
tecrübe ve hatta bedeni üstünlük ister. Yelken meşakkatlidir,
zordur, sabır ister, zaman ister, bakım ister. Ama keyfine
de payan yoktur. Şöyle güzel bir rüzgarla yelkenler şişmiş,
tekne bir yanına yaslanmış, yol alırken, yekeyi koltuğunun
altına aldın mı, kendini dört iklimin sultanı sanırsın!..
Yelken
öğrenmenin yaşı yoktur, yeter ki, mani olacak, bedeni bir
sakatınız olmasın. Ancak yelken, bir bilenin yanında, uzun
tecrübelerden sonra, öğrenmiye başlanır. Yoksa parayı verip,
yelken teknesi yaptırmakla, hele bir iki de yabancı yat mecmuası
okuyup, ağızda dolma bilgi ile, yelkencilik yapılmaz. Hele
fırtınalı havada, emniyetle yelken kullanmak, elde içki kadehi
sıcacık koltukta, mangal yellemeye hiç benzemez.. Bunun güzel
bir örneği, birkaç yıl evvelki Kuşadası-Pire yarışında, birazcık
yaşanmış galiba.. Onun için, bizde, yelken teknesi sahibi
olup da yelkenle dolaşıp parmakla gösterilecek kadar azdır.
Sülün gibi yelkenli tekneler, prangaya vurulmuş gibi, motor
gücü ile dolaşırlar, yelkenleri güneş yüzü görmez...
Şayet
kendinizin kafi yelken bilgi ve tecrübeniz yoksa, yelkenden
doğru dürüst anlayan kaptan, gemici bulmak, bugün çok zorlaştı
artık ve yetişmiyor. Eskiden motor pek olmadığı için, gemiciler
de, hakiki bir denizci, yelkenci olarak yetişirdi. Şimdi bastın
mı marşa, dayan git!. Kim uğraşacak yelkenlerle!...
Ayrıca
Ege'de Akdeniz'de dolaşacaksanız, rüzgarların keyfine tabisiniz.
Ya hiç esmez, ya çok eser veya gideceğiniz yönden, kafadan
gelir. Nadiren müsait rüzgar bulursunuz. Ancak hafif
deplasmanlı, modern fiberglas yelkenliler, hafif havadan daha
fazla istifade ederler. Ege'de, kendi tecrübem, bir yaz boyu
gezinin ancak yüzde yirmi beşinde sırf yelkenle yol alabilmişizdir.
Yüzde ellisi yelken-motor, geri kalanı da yalnız motor. Ancak
denizaşırı uzun seyahatlerde bütün yük yelkene biner.
Ayrıca,
esas yelken teknesinin, uyulması icap eden, birçok kaideleri
vardır. En başta, gövde biçiminden tutun da, altındaki safrası,
kamara içinde yerleşim, güvertenin tanzimi, kumanda mevkii,
direkleri, donanımı, velhasıl tümü ile, yelken ve sürate en
elverişli biçimde olması icap eder. Dolayısıyla, bu kaidelere
uymak için, hem konfor bakımından fedakarlık edeceksiniz,
hem de maliyeti çok daha yüksek olacaktır.
Durum
böyle olunca, hakikaten yelkene gönül vermiş bir kimse iseniz
ve bizzat kendinizin doğru dürüst yelken tecrübeniz varsa,
ve de hakkıyle ondan istifade edeceksiniz, yapın bir yelken
teknesi, bakın keyfinize!. Yoksa, makul olarak, gelin ikinci
ve üçüncü şıklara...
MOTOR
ESAS YELKEN YARDIMCI
Kanaatimce,
bizim sularımızda, büyük bir ekseriyetin ihtiyacına, bu tip
cevap verir. Hemen her havayı söktürecek kuvvetli bir motor
ve ona yardımcı olacak, küçük bir arma. Bir makina arızasında,
yelken sizi bir limana getirir. Hele arma akıllıca yapılmışsa,
mesela, muhtelif ebatlarda flok, cenoa gibi yelkenlerle dona-tılmışsa,
müsait havayı buldunuz mu, yelken zevkini de tatmin edersiniz.
Ayrıca, küçük bir yelken, motora yardımcı olur. Denizli havalarda,
teknenin sert dövünmesine mani olur. Yelkenler daha küçük
boyutlarda olduğu için, abraması, kullanması daha kolaydır.
Temel denizcilik bilgisi, daima elzem olmakla beraber, fazla
bir yelken bilgisine sahip olmadan, gezebilirsiniz. Yani,
derin bir yelken bilgisine sahip olmadan, gezebilirsiniz.
Yani, derin bir yelken tecrübesine ihtiyacınız yoktur.
Aynı
boyuttaki esas yelkenli bir tekneyle mukayese ederseniz, yelken
sürati önemli olmadığı için, gövde biçimi rahat, klasik olur.
Dolayısıyla gerek kamaranın içi, gerekse güverte, havuz,
çok daha kolay tanzim edilebilir. Tekne daha kullanışlı, içinde
yaşamaya daha elverişli olur. Ona mukabil, daha büyük ve güçlü
motora ihtiyaç vardır. Motor farkına rağmen umumi maliyeti
esas yelkenliye nazaran takriben yüzde yirmi beş daha ucuza
çıkar.
Tatillerinizde
Ege'ye gidip gelmeyi veya teknenizi orada tutup ta, gidip
gezmeyi düşünüyorsanız, zaten, kuvvetli bir motora ihtiyacınız
olacağını daha evvelce belirtmiştik. Kısacası, esas yelken
ağırlıklı tekne de yaptırırsanız, bu gezilerinizde bütün yükü
gene motor çekecek. Onun için her halükarda, bizim sularımız
ve Akdeniz'de, kuvvetli bir motor büyük kolaylıktır. Hele,
zamanınız mahdut ise, şarttır!
Bizim
de başımızdan geçti. Dünya seyahatini yaparken, 10 tonluk
Kısmet'in içinde 20 beygirlik bir dizel motor vardı. Bütün
yol boyunca, yalnızca Kızıldeniz'de, Tiran Boğazı hariç, tam
devirde kullanmadığım halde, hiçbir zaman az gelmedi. Çünkü
devamlı yelkenle yol alıyorduk. Ancak limanlara girerken,
veya pek kısa mesafede, rüzgar olmayınca, kullanıyorduk ve
kafi geliyordu. Ama Türkiye'ye döndükten sonra, yazın tatilde,
Ege'ye gidip gelirken, veya Boğazı çıkarken, biraz kafadan
rüzgar, deniz olunca, apışıp kalıyordu. Mecbur olduk, daha
kuvvetli, büyücek bir motor koymaya.
TEKNENİN
TİPİ VE BOYU NASIL OLMALI?
Tekne
tipi ve boyunun seçiminde en önemli nokta, tekneyi ne şekilde
nerede kullanacağınız olmak ve buna göre karar vermelisiniz.
Geçen
yazımızda, yaptırılacak tekne tipini seçerken, esas yelken,
motor yardımcı ve esas motor, yelken yardımcı olan tiplerden
söz etmiştik. Bugün, diğer tip ve soruları ele alacağız.
YALNIZCA
MOTOR TEKNELERİ
Bu
gurubu ikiye ayırabiliriz:
I-
Sür'at tekneleri. Özellikle boş zamanı çok kısıtlı ve otomobilde
olduğu gibi, yüksek sür'atten zevk alan kimselerin seçeceği
tekne tipidir. Müsait havayı yakaladı mı, gayet çabuk, istediği
yere, denizde fazla kalmadan ulaşabilir. Ona mukabil, sert
ve denizli havada, nazik bedenleri birazcık incinir...
II-
Gezinti tipi motor tekneleri.
Denizci,
oturaklı, 10-12 mil seyir süratine sahip bu tipler, bizim
sulanınız için pek elverişlidir. Emniyet bakımından çift motorlu
olabilir. İçi geniş, rahat, her konforu haiz, üstelik de sür'atli.
Hiçbir yelken bilgisine ihtiyaç yoktur. Ona mukabil motorun
dilinden biraz anlamak gerekir. Yardımcı bir yelken olmadığı
için, motor dairesine azami itina gösterilmli, her tedbir
alınmalıdır.
Böylece
tekne tiplerini gözden geçirmiş olduk. Her birinin olumlu
ve olumsuz noktalarını basit bir şekilde izah etmeye çalıştık.
Eğer, tip üzerinde bir fikir oluşturabildinizse, şimdi geçelim
diğer önemli soruya:
2.
TEKNENİN
EBADI VE BİÇİMİ: NE BOY, NE BÜYÜKLÜKTE OLACAK?
Denizciliği
yönünden, bir teknenin ebadı mühim değildir. Yeter ki, bilinçli,
doğru dürüst yapılmış olsun. Bugün, Adaya gitmeye çekindiğiniz
boydaki teknelerle, dünyayı dolaşıyorlar.
Tabii
ki, tekne ebadı büyüdükçe, içindeki imkanlar artar, daha rahat
ve kullanışlı olur. Ayrıca, denizli havada küçüğe nazaran,
daha az dövünür, hırpalanır. Ona mukabil, unutmayın ki, tekne
büyüdükçe, derdi de beraber büyür. Yaptırması için gerekli
maddi imkandan gayri, gemici derdi, bakımı, çekimi, limanı,
bağlaması gibi, birçok derdi de, beraberinde getirir.
Tekne
ebadını tayin ederken bizzat, sizin şahsi durumunuz, konuya
en büyük ağırlığı verir. Maddi sorunların dışında, şöyle
bir sıralayalım soruları.
I-
Tecrübe ve deniz bilginiz kafi olup, tekneyi yalnız veya aile
efradınla beraber mi kullanacaksınız, yoksa kaptan, gemici
olacak mısınız?Bir
gemici, yabancı bir adam, daima yanıbaşınızda, bir rahatsızlık,
bir ayakbağı olabilir.
Ama
bilginiz kifayetsiz
veya tekneniz büyükse, buna katlanmak zorundasınız. Açık
denizde, bir kişi, yalnız başına, modern teçhizatla donatılmış,
12-13 metrelik bir tekneyi bile rahatlıkla kullanabilir. Ama
limanlara girip çıkarken, hele kalabalık marinalarda, çok
zorluk çeker.
II-
Aile durumunuz nedir, kaç kişiyle gezeceksiniz? Gece yatısına
misafir alacak mısınız?
Birçok
kimse yalnızlıktan hoşlanmaz, ailesinin yanısıra, arkadaşlarını
da alır. Dolayısıyla kamara ve yatak adedi, sizin şahsi yaşamınıza
göre tesbit olur. Bilhassa çocuklu ve kalabalık gezecek aileler
için, havuzu ortada, arkada kendiniz için ayrı kamarası olan
tekne tipleri çok daha elverişlidir.
III-
Tekneden ne kadar ve ne şekilde istifade edeceksiniz?
Hafta
sonunda veya birkaç günlük gezilere çıkacaksanız, içi daha
az konforlu ve basit, daha küçük bir tekne işinizi görebilir.
Şayet uzun geziler, Ege'ye inmeyi veya mevsimi içinde geçirmeyi
düşünüyorsanız, kamara teşkilatı, konforu ona göre olmalı.
Dolayısıyla tekne biraz daha büyük olur.
içinde
uzunca bir zaman yaşanacak teknenin, gövdesi, dışı kadar,
içinin de muntazam, rahat, derli toplu olması, çok mühimdir.
Kuzinesi, tuvaleti, gerek dışarıda, gerekse içinde oturma
yerlerinden tutun da, dolabına, çekmecesine kadar, azami itina
ve düşünce ile yapılıp, kullanışlı olmalıdır. Dünya seyahatini
yaparken, bunun acısını biz çok çektik. Elimizdeki maddi imkan
ve tecrübemiz kamarayı istediğimiz gibi yapmaya el vermemişti.
Yol boyunca uydurma kamara ile çok sıkıntı çektik. Ancak dönüşte
içini toparlayabildik.
3.
TEKNEYİ
NEREDE KULLANACAKSINIZ?
Bu
sayımızda üç sorunun cevabı, teknemizin boyunu, ebadını tesbit
eder.
Üzerinde
durulacak daha başka noktalar da vardır. Mesela:
Teknenizi
nerede kullanacaksınız? Marmara'da mı, Ege'de mi? Marmarada
kullanmayı düşünüyorsanız, mevsim çok daha kısadır, akşamlan
soğuk olur, yağmur fazladır. Onun için önü, üstü, yanları
kapalı veya kapanabilir bir havuz, eğer tekne büyükse, güvertede
salon şayanı tavsiyedir. Gezi teknelerinde, kumanda yerinin
yağmur ve çırpıntıdan korunmalı olması, pek faydalıdır. Ege'de
gezecekseniz, hava sıcaktır. Bilhassa kamaraların havalandırmasına
ayrıca önem verilmelidir.
Bir
hususta liman mevzuu. Bulunduğunuz yerde, teknenizi nasıl
barındıracaksınız? Emniyetli, mevsim fırtınalarına kapalı
bir koy, liman civarınızda var mı? Yoksa, nereye götürüp bırakacaksınız?
Bilhassa İstanbul için, çok önemli bir sorun. Devamlı kalabileceğiniz
bir yer varsa, oranın su derinliği sizi etkileyebilir. Sığ
bir koysa, tekne derinliğini ona göre ayarlamanız icap edebilir.
4.
TEKNE
HANGİ MALZEMEDEN YAPILACAK?
Sıra
geldi teknenin hangi malzemeden yapılacağına. Burada, memleketimizin
şart ve imkanlarını göz önünde tutmak gerek. Dış ülkelerde,
hergün yeni bir malzeme piyasaya çıkar, eskilerin kalitesi
daha iyileşir. Ayrıca, dünyanın her tarafına hitap eden, çok
geniş pazar vardır.
Ülkemizde
birçok sahil şehirlerinde, köylerinde, ağaç tekne tezgahlan
mevcuttur. O yörenin şartlarına göre, asırların tecrübesi
ile tekne yapılır. Ağaç teknelerin bakımı zordur. Daima eliniz
üstünde olacak. Hele karinanın zehirlisini biraz ihmal ettiniz
mi, hemen kurt vurur, eleğe döner.
Batıda,
ağaç ve işçiliği pahalı olduğu için, önce saç, sonra da fiberglas
tekneler rağbet gördü. Son zamanlarda, bizde de, kaliteli
ağaç ve işçiliği çok arttı, îyi bir ağaç tekne, bir hayli
pahalı olmaya başladı. Herhalde, yakın zamanda, saç ve fiberglas
tekne yapımına daha fazla ağırlık verilecek Şimdi çok iyi
saçı koruyacak malzemeler mevcut. Eskiye nazaran, saçın bakımı,
daha kolaylaştı. Ayrıca kurt vurma derdi yok, yapımı daha
kolaydır.
Fiberglas
tekneler ise, plastik çağının denize yansıyan yönü. hakkıyla
yapılmışlar sağlam ve uzun ömürlü olur. Bakımı hepsinden basittir.
İki veya üç kat ahşap lamine üzerine fiberglas, pahalı olmasına
mukabil, hem ağacın, hem fiberglasın iyi yönlerini aldığı
için, en güzeli.
Beton
tekne, ülkemizde tek tük yapıldıysa da, fazla yayılmadı. Alüminyum
alaşımları henüz bizde kullanılmıyor.
ACEMİLERE
TAVSİYEMİZ
Deniz
tecrübesi olmayıp da, ilk defa tekne sahibi olacaklara tavsiyemiz:
Büyük ve masraflı bir tekne yaptırmadan, bir iki yaz için,
daha ufak çapta, hatta hazır bir tane alıp, bir tecrübe devresi
geçiriniz. Hem kendinizin ve ailenizin, arzu etmenize rağmen,
ne kadar denize intibak edebiliyorsunuz, bunu görürsünüz.
Hem
de deniz tecrübeniz artar ve tekneler hakkında pratik bilgi
edinirsiniz. Sizin ihtiyaçlarınıza cevap verecek müstakbel
tekneniz kafanızda şekillenmeye başlar. İleride, yaptıracağınız
büyük tekne, daha az hatalı, size daha elverişli olur. Birkaç
tekne yaptırmış, fiilen kullanmış
tecrübeli arkadaşlarınızın size çok yardımı dokunabilir. Ama
dikkatli olun, hakikaten bilgilisinden istifade edin. Yoksa,
iki yaz sandalla balığa çıkmış, veya birkaç yarışa girmiş
birisinin zararı, faydasından çok olur.
EN
ÖNEMLİ YAN GÖVDE
Birçok
kimsenin hataya düştüğü bir noktaya daha temas etmek isteriz.
Bir teknenin tümü içinde, gövde en mühim yerdir. Bilhassa
İstanbul haricinde, Ege veya Karadeniz de, tekne sipariş edilirken,
aman ucuz olsun diye, yapımına, işçiliğine, kullanılan malzemeye
gerekli ehemmiyet verilmez. Sonra, sıra teferruata gelince,
kesenin ağzı açılır. Bodoslaması yamuktur, bağlan zayıftır,
sandık gibi kaplanmıştır, ama paslanmaz çelik vardevelalar,
sanki yelken basacakmış gibi, arma takımları, vinçleri, içinde
videosu, banyo küveti vardır.. Halbuki tersine önce teknenin
kendisini imkanlarınız ölçüsünde, en iyi şekilde yaparsanız,
arması olsun, kamarası olsun, ileride imkanlarınız el verdikçe,
daima daha iyi yapılabilir. Onun için, teknenin gövdesini,
esasını yaparken, maddi imkanınızın azamisini kullanın, iyi
işçilik ve malzemeye çok önem verin.
PLAN
SEÇİMİ
Biraz
da, plan seçiminden söz edelim:
Beğendiğiniz
plan, hakikaten çok meşhur bir dizaynerin, nefis bir planı
olabilir. Ama unutmayın ki, adamcağız, o planı, sizin ihtiyaçlarınız
için değil. Coni efendinin arzusuna göre yapmıştır.. Belki
sahibi, onu, Atlantik yarışı için düşündü. Belki, yılda ancak
üç beş gün güneş yüzü görülebilen Kuzey Denizi'nde, veya Manş'ta
kullanacak. Belki alfanı, met cezirin çok yüksek olduğu limanda
kullanabilmek için değişik yaptırdı. Belki vakti yok, hafta
sonlarında istifade edecek, veya alıp başını dünya seyahatine
çıkacak!. Onun için, bir hazır planı değerlendirirken, sizin
kendi şart ve ihtiyaçlarınıza uygun olmalı, yoksa Coni'ninkine
değil...
Eh
bu, kadar laftan sonra düşlerinizdeki, tekne tipi, artık belli
olmuştur herhalde!. Gerisi nasıl olsa kolay, bütün iş, üç
nala, bir ata bir de arabaya kaldı!.
Size
yeni teknenizde, mutlu, sıhhatli, neşeli, hayırlı yolculuklar
temenni ederim!. Rüzgarınız kolayına, deniziniz sakin olsun!.

|