Yayınlar

 

 

 

 

 

 

 

YachtWORKS
Haber Listesi
e-postanız
Üye Ol
Üyeliği Kaldır

Yeni Tefrika Münasebetile
Atlantik Okyanusunu geçen Türk genci
Yazan: Ali Rıza Seyfi - 1953

Büyük ve kahraman Türk milletinin, bütün çetin ve yiğitçe teşebbüslerde olduğu gibi denizler, okyanuslar üzerinde gösterdikleri atılganlıklar bakımından da ne kadar parlak bir maziye, ne kadar romantik bir macera tarihine sahib olduğunu lâyıkile bilen acaba kaç kişi vardır? Bu tarih, adı unutulmuş eşsiz yiğitlerimizin bütün milletlerin tarihlerinde izler, akisler bırakmış inanılmaz şecaat ve teşebbüs hâdiselerinin yürekler titretici macerası, bugün bizde daha yazılamamıştır.

Bundan üç, dört yüz yıl önce dünyanın bütün uzak, yakın denizlerinde Türk gemicilerinin sahib ve hâkim olarak dolaştıkları göz kamaştırıcı devirden sonra gelen uzun ve karanlık felâketler gecesi içinde her şeyi, her şeyimizi unuttuk. Fakat tarihleri iyi araştırırsanız kahraman Barbarosun yeni keşfedilmiş Amerikaya gidip Türk imparatorluğu için koloniler edinmek üzere "Kanunî Sultan Süleyman" dan izin istediğini okursunuz; meşhur (Britanika) ansiklopedisinde İslanda adasına aid kısmı okursanız, "Koca Murad" gibi Türk reislerinin bu buzlu sisli kutub bucağına kadar giderek İslanda adasına hücum ettiğini ve bu seferlerin tekrarlandığını hayretlerle görürsünüz; bir filomuzun Hind Okyanusunu da aşarak (Cava) sularına gittiğini, dört yüz yıl önce (Madagaskar) adası karşısında (Mombasa) da bir filomuzun temelli karakol gezdiğini, Yeşilburun, Kanarya, Madeyra adalarının Türk yiğitlerine haraç verdiğini öğrenir, adeta bir hayal, bir destanlar âleminde dolaşırsınız.

Bu akıl ermez işleri yapan Türk teşebbüs ruhu ölmüş müdür? Hayır! Asil milletlerin seciyeleri öyle bir kaç felâket asrının ayağı altında ezilecek elmaslardan değildir. Çanakkale müdafaasıdan beri milletimizin kırk yıl içinde gösterdiği yiğitlikler ve büyüklükler bugünkü Türk çocuklarının, Viyana kapılarını zorlamış dedelerinden zerre kadar aşağı ve eksik olmadıklarını bütün dünyanın gözü önüne koymuştur. Evet, bizim ebediyet tarihine yazarak kahraman dedelerimizin ruhuna gönderdiğimiz yiğitlik destanları, onların bize örnek bıraktıkları kahramanlıklar tarihinin tam karşılığıdır!

Bu, karalarda böyle .olduğu . gibi denizlerde de öyledir. “Rüyam” kotrasının Atlantiği geçmesinin bütün Türk gazeteleri tarafından 'nasıl' heyecan ve merakla takib edildiğini, bütün Türkler tarafından nasıl coşkunluk ve sevinçle gönüllere mal olduğunu daha dünkü iş olarak biliyoruz, îşte bu heyecan, bu gönül çarpıntıları, kökü asırların ötesinde yatan ve görünmez kısımları millî şuurun altında gizli denizcilik tarihimizin âbı hayatile beslenen muazzam bir duygunun uyanma, kendisine gelme tezahürleridir. Mermer duvarların altından, yalçın kayalar arasından, beton zeminlerden yıllarca oralarda ezilip kalmış tohumların dirildiklerini, nebat, ağaç olduklarını görmediniz mi?

Bizi bu satırları yazmağa sevkeden sebeb, "Rüyam" kotrasının Atlantiği geçtiği sırada duyulan millî heyecanın eşidir. Daha doğrusu katmerlisidir. Çünkü bu da aynı mahiyette, aynı fikirle yapılmış bir Türk genci teşebbüsünün başarısı ile vücud bulmuştur. Şu kadar var ki ben buna karşı daha derin bir coşkunluk duymaktayım. Bunun sebebleri de şunlardır;

"Rüyam" kotrası, iyi bilmiyorum ama yüz yirmi ingiliz kademi (şöyle böyle otuz sekiz, kırk metre) boyunda bir teknedir. Halbuki bir iki ay kadar önce bir Türk genci Atlantik Okyanusunu ancak dokuz metrelik bir küçük tekne ile geçmiştir!

"Rüyam" kotrasında zevkli ve çoğu denizden, yelkenden anlar bir arkadaşlık âlemi vardı. Halbuki ismini ve resmini gördüğünüz bu Türk genci, Sadun Boro, o sonsuz denizi tek bir arkadaşı ile geçmiştir ki, o da yelken işinden zerre kadar anlamadığından bu güç iş olduğu gibi yelkenlerin yamanmasına kadar Sadun’un başına kalmıştır. Bunun ne demek olduğunu ancak yelken denizcileri hakkile takdir edebilirler!

Sonra, daha garib, doğrusu daha hoş bir tesadüf var:

"Rüyam" kotrası Atlantiği geçip Cibraltar boğazından girdiği sırada Sadun’un minimini ve tenha tekneciği de (Tanca) dan Atlantiğin sonsuz ufuklarına doğru uzaklaşıyordu.

Bu heyecanlı maceranın bizce meçhul kalması bu uzun seferin Türkiyeden yapılmaması ve pek mütevaziane bir tarzda İngiltereden başlamasıdır. Sadun Boro üç senedir Londrada tahsilde idi, fakat denize aşkı daima gönlünde coşkun bir deniz gibi çalkalanıyordu. Caddebostan kıyıları onu senelerdenberi her yaz yelken sandal ile Marmaraya açılırken görürdü. Geçen sene haziranda kendisinden bir mektub aldım. Orada, 30 kadem bir teknesi bulunan, fakat yelkenden anlamıyan bir İngilizle mutabık kaldıklarını, bu yaz o tekne ile dünya seferine çıkacaklarını bildiriyordu. Heyecanımdan bu yaşta ben de kararımı kaybettimse de, bu işten vazgeçmesini yazdım. Fakat para etmedi.

Sadun Boro ile arkadaşı Colin Sulivan geçen sene temmuzun 24 üncü günü İngilterede (Portsmouth) limanından denize çıktılar, on bir gün yolculuktan sonra birini görmek üzere İrlandada Dublin'e gittiler. Oradan 5 ağustosta yola çıktılar, büyücek fırtınalar ve tehlikeli hâdiseler arasında 2 eylülde Lizbona geldiler. Oradan (Kadiz)e, oradanda 25 eylülde Tancaya vardılar.Ekim ayinin birinci günü Tancaya Allahaısmarladık diyerek Atlantik Okyanusuna daldılar. 18 günde Kanarya adalarını tutmuşlardı. Burada Palma limanında 10 gün kalındı. Cumhuriyet bayramımız günü (29 ekim) tekrar ana Okyanusa yol verildi. 38 gün daha dalgalar, ufuklar arasında yalnız yuvarlanıldıktan sonra (Barbados) adasının Briston limanına girerek Amerika toprağına kavuştular.

Şu halde Atlantik Okyanusu (Tanca) dan itibaren elli altı günde geçilmişti. Benim son söyliyeceğim söz, elli yıldan fazla denizde ve yelkenle gezmiş bir adam olmam münasebetile, bu yiğit Türk gencinin, yelkencilik bilmiyen bir arkadaşla, bütün o ağır deniz hizmetini görmesinden dolayı duyduğum hayranlığı bildirmek ve bu güzel seyahatini mufassal tarzda yazmasını istemektir Memleketi kucaklamış mavi denizlerimiz Türk gençlerini temiz spora, erkekçe hayata, hattâ şöhret ve zenginliğe çağırıyor!

yazının devamı (1.bölüm)...

son güncelleme: 02.08.2004
Ana Sayfa  
yachtWORKS-bodrum, Her Hakkı Saklıdır, Copyright 2002, 2003
t 13