|
Bilimsel çalışmanın ışığında
EGE ADALARININ TÜRKÇE ADLARI
Bu çalışmanın sonucunda ilginç noktalar
bulunmuş, bazı adaların üç ayrı dilde isimlendirildiği ortaya
çıkmıştır.
Prof. Dr. Sırrı ERİNÇ
İ.Ü. Deniz Bilimleri ve Coğrafya Enstitüsü
emekli öğretim üyesi
Ege Denizi, eski adı ile Adalar Denizi,
yüzyıllar boyunca Osmanlı İmparatorluğu'nun hükümranlık alanı
içinde kalmış, Türk deniz coğrafyacıları tarafından kıyıları,
adaları ve adacıkları birçok kez haritalanmış ve isimlendirilmiş
bir deniz mekânıdır. Bu mekânın Anadolu kıyılarına yakın kesimi
ise Balkan Savaşı'na kadar Rodos, Sakız, Midilli ve Limni
sancaklarından oluşan "Cezayir-i Bahri Sefid" vilayetimizi
meydana getiriyor ve adalarda önemli sayıda Türk yaşıyordu. Çok
uzak bir geçmişe kadar inen bu siyasal, tarihi ve kültürel
bağlar ve ilişkilerden ötürü, Ege adalarından birçoğuna Türkçe
adlar verilmiş, zamanla değişen siyasal duruma ve adalardan pek
çoğunun sınırlarımız dışında kalmasına rağmen bu adların büyük
bir kısmı dilimizde yerleşerek günümüze kadar gelmiş ve böylece,
tarif icabı birer ekzonim (exonym) olmuşlardır. Bilindiği üzere,
Birleşmiş Milletler Coğrafi İsimler Standardizasyonu Uzmanlar
Grubu (UNGEGN)'nun tanımlamasına göre, başka bir ülkenin
hükümranlık sahasındaki resmi yer adlarının, başka bir dilde
yerleşmiş ve yaygın olarak kullanılan isimlerine ekzonim denir.
HARİTALARDA...
Birleşmiş Milletler tarafından 1967 yılından
beri yürütülen coğrafi isimler standardizasyon çalışmalarının
başlıca amaçlarından biri, ekzonimlerin imkân nispetinde
azaltılmasını ve haritalarda sadece resmi isimlerin
gösterilmesini sağlamaya çalışmaktır. Bu ilkeye çoğunlukla,
özellikle söz konusu devletin sınırları içinde kalan alanlarda
riayet edilmekle beraber, birden çok ülkenin hükümranlık
alanlarına giren sahaları kapsayan haritalarda ekzonimlerin,
parantez içinde de olsa gösterilmesi geleneği uygulamada hâlâ
sürmekte ve yadırganmamaktadır. Türkiye'de yayınlanan
haritalarda da genellikle bu yöntemin benimsenmiş olduğu
gözlenmektedir. Ekzonimlerden tamamıyla vazgeçmek, bunları bir
milletin dilinden çıkarıp atmak imkânsız, hatta anlamsız
olduğundan böyle bir davranışı bu konuda tutulacak en isabetli
yol saymak gerekir. Çünkü ekzonimler her şeyden önce tarihi ve
kültürel bir miras, uluslar arasındaki ilişkileri ve dil
alışverişini açıklayan bir göstergedir. Özellikle Türk dili,
Osmanlı İmparatorluğu'nun geniş ve uzun süreli yayılışı, eski
topraklardan meydana gelen büyük göçler dolayısı ile ekzonimler
bakımından çok zengindir. Bunların birçoğu edebiyatımıza,
şiirlerimize, türkülerimize geçmiş, tarihi belgelerde,
arşivlerde yer almıştır. Bir kısmı günlük dilimizde kullanılmasa
bile, bunların bilinmesi tarihi belgelerin, arşiv kayıtlarının
ve dıştan gelen göçlerin incelenmesi gibi bakımlardan mutlak bir
zarurettir. Örneğin, Yunanistan'da bugün Larissa adını taşıyan
kentin Yenişehir; Bulgaristan'daki Tolbuhin'in Yeni Pazar,
Balkan Dağlarının en yüksek noktası olan Botev tepesinin bizim Yumrukçal; Sovyetler Birliğindeki Belgorod-Dnyeprovski'nin
tarihi Akkerman olduğunu bilmeden bunlarla ilgili belgeleri
değerlendirmeye, mekân ilişkilerini saptamaya imkân olamayacağı
tartışılmaz bir gerçektir. Bu nedenledir ki, ekzonimlerin aşırı
bir duyarlılıkla mutlaka kullanılması düşünülmese bile, bunların
incelenerek saptanması vazgeçilmez bilimsel bir ihtiyaçtır.
ARAŞTIRMA...
Bu görüşlerden hareket ederek, Osmanlı
İmparatorluğu'nun eski topraklarında yer alan, fakat bugün başka
ülkelerin sınırları içinde kalmış bulunan coğrafi adlar için
mazide kullanılmış ve birçoğu Türkçe ekzonimleri araştırarak
saptamak amacı ile bir çalışmaya girmiş bulunmaktayız. Bu
çalışmanın ilk ürünlerinden biri olarak bu yazımızla, Ege
adalarının Türkçe isimlerini içeren bir liste yer almakta. Esas
olarak tarafımızdan hazırlandıktan sonra Genelkurmay Başkanlığı,
Harita Genel Komutanlığı ve Seyir, Hidrografi ve Oşinografi
Dairesi Başkanlığının yetkili temsilcilerinin de katıldığı
toplantılarda bazı düzeltmeler yapılarak Birleşmiş Milletler
Coğrafi İsimler Uzmanlar Grubu'nun 1986 yılında Cenevre'de
yapılan 12. toplantısında 29 numaralı çalışma belgesi olarak
sunulmuş ve dağıtılmış olan bu rapor eski kartografik kaynaklar
(Piri Reis'in Kitab-ı Bahriyesi, Ali Macar Reis'in atlası,
W.
Briçe ve arkadaşları tarafından incelenmiş olan Mehmed Reis İbn
Menemenlinin Ege Denizi haritası gibi) ve ayrıca Balkan
Savaşından önce yayınlanmış çeşitli ölçekte yerli ve özellikle
yabancı harita ve atlaslar üzerinde yapılan karşılaştırmalı isim tesbitlerine ve bu konudaki bazı incelemelere dayanılarak
hazırlanmıştır. Adaların koordinatları, merkezi kısımları esas
alınmak suretiyle saptanmış ve verilmiştir.
İLGİNÇ SONUÇLAR...
Listenin incelenmesi ilginç sonuçlar ortaya
koyar. İsimlerin bir kısmının linguistik kökeni meçhuldür. Bu
tür isimler prehistorik ve antik çağlardan beri, esas normlarını
az ya da çok koruyarak günümüze kadar gelmiştir. Bazı isimler,
bir dönemde Ege'de büyük bir politik, ticari ve askeri nüfuz
sahibi olan Venediklilerin etkisi ile İtalyancalaştırılmış ya
da başka bir ad verilmiştir. Bazı hallerde aynı ada üç ayrı
dilde isimlendirilmiştir. (Kithira yerine İtalyanca
Cerigo,
Türkçe Çuka; Andikithira yerine İtalyanca
Cerigotto, Türkçe Sikliye örneklerinde olduğu gibi). Türkçe isimlerin bir kısmı
İtalyan denizcilerinden alınmış ya da onlara izafe edilerek
verilmiştir. (Örneğin: Akrotiri yerine Venedik Kayası). Fakat en
ilginç olan husus, Ege'yi çok iyi bilen Türk denizcilerinin
birçok adaya, en belirgin özelliklerine göre, eski adlarından
tamamıyla farklı Türkçe ve genellikle jenerik isimler vermiş
olmalarıdır. Çamlıca (Alonnisos), Yassıca (Andikaros), Nergiscik
(Arki), Değirmenlik (Milos), Hacılar (Dhenousa), Çoban (Kaso),
Bozada (Peristeri), Örenli (Stura), Sulucalar (Spetsai),
Papazlık (Yiaros), Keçi (Pserimos), Koyunluca (Serifos) kuvvetli
gözlemlere dayanan ve listedeki adlarının %40 kadarını oluşturan
bu tür isimlendirmelere birer örnektir. İsimlerin bir kısmı ise,
mevcut adın Türkçeleştirilmesi ile oluşan adlardır. Eğriboz (Evvoia)
ve Sıkınoz (Sikinos) gibi adlar bunlar arasında sayılabilir.
|