|
Turgut Reis'in Cerbe Olayı
Turgut, Barbarostan üstündü. Akdenizin canlı bir haritasıydı ve
bilimi atılganlıkla birleştirmişti. Bilmediği bir tek bük, geçmediği bir
tek boğaz yoktu. Çok tehlikeli durumlardan herkesten üstün metodlarla
kaçmasını bildi. Etrafındakiler umutsuzluğa düştüğünde dahiyane yollar
ve imkanlar yarattı. Eşsiz bir kılavuzdu, deniz harbinde Sövalye Romaj
haricinde eşi yoktu. Beşinci Şarl ve İkinci Filipin en iyi paşaları ile
yarışacak kadar kara harbini bilirdi. Esaretin zorluklarını tatmıştı ve
kendi esirlerine insanca davrandı. Her yönden emsalsiz bir kişilikti.
Kral lakabına ondan daha layık kimse yoktu.
Fransız Amirali
Jurien de la Graviere (1812 - 1892), alıntı "Malta 1565, by Tim
Pickles"
Turgut Bey levend kaptanı iken yedi-sekiz parça gemisiyle Cerbe Adasında
ve Kantara Limanında yatup gemilerini yağlarken kâfir kapudanlarından
Cağala [Sülalesi sonradan devşirilerek bugünkü Cağaloğlu semtine ismini
veren Visconte di Cigala] ve Venedik Kapudanı yüz
elli parça gemiyle gelüp o limanın boğazını alarak bunu
kuşattılar.

"Tamam azuğu tükenüp zebun olduğu zamanda,
kendisini ve gemilerini alırız"
deye sevinç ve kıvançla oturdular.
Hattâ Ceneviz'e mektuplar yazup "evimize barkımıza ateşler salup yıkan
levend kapudanı Turgud'u gemileriyle tutarak aldık" deye haber
gönderdiler.
Ve nice beyzadeler "gemi donatup varalım, seyredelim" deye Cerbe'ye
doğruldular.
Turgut Kapudân da hakka tevekkül edüp Allanın hikmeti o yörede bir ırmak
vardı ki ayağı denize akar, o ırmak üzerinden bir sandal yürüyebilir.
Hemen levent ve forsa koyup limandan o ırmağa, yol kestirmeğe dürişti.
İki mil kadar yeri kesüp o sudan gemilerini denize geçirdi. Kıyıda bir
kurulmuş çadır alıkoydu. Kâfirler gördükçe Turgut içindedir derlerdi.
Kapudan o sudan denize altmış mil yerde bir limana girdi, gemilerin
kalanını da yağladı, ve denize çıktı. Yolunda o seyre gelen beyzadelere
sataşup aldı.
Bundan sonra kâfirler "elbette Turgut büyü bilür, kuru yerde gemiler
yürütür" deye şaşup kaldılar.
[Katip Çelebi, Tuhfetül Kibar fi Efsaril Bihar,
Tercüman 1001 Temel Eser, İstanbul 1980, Yayına hazırlayan Orhan Şaik
Gökyay]
|